In My Time Of Need
Opeth

"Can’t see the meaning of this life I’m leading…"

Herkes hayatın belirli evrelerinde, yaşadığı hayatı sorgulamıştır. Her insan oğlu niçin böyle olmadı ya da böyle olmak zorunda mıydı diye isyan etmiştir hayata. Belki de yaşamanın amacını sorgulamıştır.

Bugün defalarca sordum kendime. Ne için yaşıyoruz? Cevapsız sorularıma bir yenisini daha ekledim…

» İyi geceler tumblr…

Dumanlı sinek ilacı arabalarının yerini spreyli arabalar almış.
Çocukluğumu öldürdünüz, farketmeden…

Günaydın =)
20 yıllık öğrencilik hayatımın bittiği bir güne merhaba !

Günaydın =)

20 yıllık öğrencilik hayatımın bittiği bir güne merhaba !

Eli kavallı çobanların yerlerini, eli ipad’li çobanlar almış. Yapacak bir şey yok üstadım. İnsan yadırgıyor illa ki… Aşina değil ki gözlerimiz bu sahnelere…

Ölüm, hiç bir şeye benzemez.
Ölüm acıdır, yıkıcıdır.
Ölüm, sondur.
Ölüm, sevenleri ağlatır, düşmanları sevindirir.
Ölüm, bir şarkının son nakaratıdır.
Ölüm, ölümdür işte. Duymak bile üzer ve korkutur insanı.

Bir “günaydın” ile mutlu olan insanlardan zarar gelmez.
Günü kabul etmeyen, karamsar, karanlık insanlardan korkun…

Gecenin sessizliğine inat, içimizde fırtınalar kopuyor.
Herkesten bi haber…

"Yıldızların kaymasından, medet umacak kadar çaresizliğe batmışız üstadım."

Hiç o geceki kadar ağlamadım.
Hiç o geceki kadar gülmedim.
Hiç o geceki kadar çok rakı içmedim…

Sabah babamla bayram namazına gittik. Namazı kılıp, dualar okuduk. Eve gelip mükemmel bir kahvaltı yaptık. Ailemin bayramını kutladım. Daha sonra misafirler geldi. Hoş sohbetler döndü. Sonra biz çıktık akraba ziyaretlerine. Eller öpüldü. Harçlıklar toplandı.
Bayramın 2. günü mahalledeki arkadaşlarla şeker toplamaya çıktık. Rengarenk, çeşit çeşit onlarca şeker topladık. Sonra afiyetle yedik.
Günün devamında, topladığımız harçlıklar ile torpil, kız kaçıran, feza aldık. Sağda solda patlatıp eğlendik.

Tabi bu anlattıklarım yaklaşık 13-15 yıl önce yaşandı.
Yarın, bir çoğunu yaşayamayacağım ama yine de bayramlar güzel, bayramlar huzur verici.
Bayramımız kutlu, mutlu, huzurlu olsun…

Tatil mode on (:

Küçükken düştüğümüzde; dizimizde veya kolumuzda oluşan yaraların kabuklarını, koparıp koparıp attık.
Küçüktük, yaraların iyileşmesini beklemedik. Bilemedik…
Bir gün aniden açıldı o yaralar. Yaşadıklarımızı, yaraların sebebi sandık. Halbuki yıllardır bizdeydi o yaralar. Yıllardır içimizde kanıyordu…

Şu yaz gününde hasta olmamak için ne soğuk içiyordum, ne sıcak. Çok dikkat ediyordum. Ulan Silifke’ye girer girmez boğazım ağrımaya başladı. Hava 40 derece benim boğazım ağrıyor.
Eee büyüklerimiz boşa dememiş “sakınılan göze çöp batar.” diye.
Siz bu kadar dikkat etmeyin. Yiyin, için bokunu çıkarın. Nasıl olsa ağrıyacak o boğaz (:
Günaydın, mutlu tatiller…

Gecenin dili yok.
Gece sağır.
Gece derin bir sükut içerisinde.
Gece suçsuz.
Gece dert dinlemez, dert açmaz…
Biz; gecenin karşısında, affedilmeyi bekleyen günahkarlarız…

Az önce bir koltuğa oturdum. 5 dakika sonra kalktı geldi yanıma oturdu. Amacın ne şeker çocuk :D Ben o bildiğin erkeklerden değilim :D